16 Mart 2015 Pazartesi

İlk gün...

Yeni sahiplerimle birlikte ilk yolculuğum barınaktan veteriner hekimine gitmek oldu. Ataşehir'de bulunan Botanik Çarşısı içerisindeki Botanik Veteriner kliniğinin Veteriner Hekimi Filiz ablayla tanıştım.
Filiz abla ve yardımcı ablalar beni hemen içeri aldılar. Bir güzel yıkadılar. Saç kurutma makinesinden çok korktum! Aşılarımı yaptılar, ilaç verdiler, tırnaklarımı kestiler.
Rüya gibiydi, ama çok heyecanlıydım. Olan biteni çok idrak edemeden sahiplerim beni almaya geldi. Oradan çıkmadan önce Filiz ablayla uzun uzun konuştular, birşeyler aldılar. Sonradan anladım ki bana mama, ödül kurabiyeleri, saç fırçası, güzel bir tasma ve kıyafet almışlar. Tasmamı ve kıyafetimi hemen giydim. Dışarısı soğuktu ve yağmur yağmıştı. Eh yeni de yıkanmıştım, tüylerimin çamur olmasını istemezdim doğrusu. Uslu durmaya çalışıyordum ama şaşkın ve heyecanlıydım da, o yüzden yerimde pek duramıyordum. Bu yüzden kıyafetimi giydirip, tasmamı takmaları biraz zor oldu :)
 



Oradan çıkıp biraz sokaklarda gezdik. Rahatlamam ve tuvaletimi yapmam için gezdirdiklerini anladım. Yarım saat dolaştıktan sonra yine gürültülü, içinde çok hareket edemediğim, beni korkutan ve heyecanlandıran "araba" dedikleri şeye bindik. Çok garip bir his. Hareket ediyorsunuz ama etmiyorsunuz da. İçiniz bir garip oluyor, mideniz bulanıyor. İnsanlar ne zevk alıyor bu şeyden anlayamıyorum.



Ve nihayet yeni "Evime" geldik. Arabadan inip etrafı kokladım uzun uzun. Önünde bahçesi olan kocaman bir binanın kapısından içeri girdik. İçeride bir kapı önünde bekledik bir süre. Önceleri anlam veremedim. Öyle durduk. Ne dışarı çıktık ne de başka bir yere gittik. Sonra önümüzdeki kapıyı açtık. Küçük bir oda vardı içeride. Sahiplerim içeri girdi benim de girmemi istediler. Barınaktaki kaldığım kafese benziyordu. Korktum önce. Ama sahiplerim o kadar sevecen ve güler yüzle beni içeri çağırıyorlardı ki, kötü birşey olmayacağını anladım. Yere çömeldiler başımı okşadılar ve yavaşça içeri girdim. Kapı kapandı ve boşlukta düşer gibi bir his oldu. Babam vücuduma sarılmıştı kulağıma fısıldıyordu telkin edercesine. Bir yandan da başımı okşuyordu. Annem de diğer yanımda sırtımı sıvazlıyordu. Çok uzun sürmedi, içine girdiğimiz oda durdu ve kapı açıldı. İçeriden çıktık ve başka bir kapı önünde durduk. Babam cebinden şıngırdayan bir şeyler çıkardı kapıya yöneldi ve kapı açıldı. Herşey çok tuhaf geliyordu bana. İçeri girdiğimizde kocaman bir alan karşıladı beni. Sessiz, sakin, sıcak ve huzurlu bir yerdi. İçeri girer girmez sahiplerim tasmamı ve kıyafetimi çıkardılar. Ayaklarımı sildiler ve büyük bir mutlulukla "hoşgeldin yeni evine" diye haykırdılar. Çok mutlu görünüyorlardı. Beni seviyorlardı, yüzlerinden ve yaydıkları enerjiden anlaşılıyordu bu. Çok garip hissediyordum. Yeni bir yere gelmiştim, farklıydı, heyecan vericiydi. Ama içimi bir huzur kaplıyordu. Yorgun düşmüştüm tüm günün verdiği heyecandan dolayı. Ve bulduğum ilk taş olmayan yere, sıcak halının üzerine bıraktım kendimi.




 
Sanırım tüm gün ve gece orada yattım, çok anımsamıyorum. Zaman zaman kafamı kaldırıp etrafa bakıyordum. Yeni kokuları anlamaya, çözmeye çalışıyordum. Ama çok bitkindim. Sanırım arada yemek de yedim ama sonrasında hemen uyumuşum yine. Ertesi gün olduğunda yavaş yavaş idrak etmeye başladım olanları ve bulunduğum yeri.
İşte yeni hayatımın ilk günü böyle geçti...













1 yorum:

  1. Ay çok güzel bir hikaye bu! Çok güzel anlatmış Çakıl!

    YanıtlaSil