25 Mart 2015 Çarşamba

Akılsız Başın Cezasını...


Her ne kadar yazının başlığı siz insanlara özgü olsa da, dün tam anlamıyla buna denk düşen bir olay yaşadım.

Akşam üzeri annem ve babam erken geldiler, çok sevindim bu sürpriz karşısında. O kadar ki kuyruk yetmedi, dişi cazibemle kalçamı da salladım bir o yana bir bu yana. Sanırım bu sevinme şeklimi sahiplerim çok sevdi ki, zaten eve geldiklerinde çok sıcak bir kavuşma yaşıyorduk, iyice alt alta üst üste seviştik diyebilirim. Bu kalça sallama işini unutmamam gerekiyor :)


Gelelim sonra yaşananlara. Sahiplerimin giyinme odasına pek girmiyorum. Zaten kapısı da genelde kapalı oluyor. Dün hafif aralık bulduğum kapıyı burnumla hafifçe ittirdim ve içeri girdim. İçeride şöyle bir tur atıp çıkacaktım ki sandığın üzerinde babamın top edilmiş ve makineye girecek çorabını gördüm. Kendimle epey mücadele ettim çorabı almamak için ama bu yönüm biraz zayıf. Sanırım bende bir çorap fetişizmi söz konusu. Çorabı alıp ağızım ve patilerimle ayırdım ve bir tanesiyle odadan çıktım. Çorabın ucundan başlayarak bir güzel çiğnemeye başladım. Çiğnedikçe de yutmaya başlamışım. Bir ucu kursağımdan geçmişti bir kere, o yüzden bu işi sonu belliydi, tüm çorabı çiğneye çiğneye yutmak. Öyle de oldu. 1-2 saat sonra evde bir telaş yaşanıyordu. Anlamadım ne olduğunu. Bir yandan yemek saatim yaklaştığı için hevesle mama kabımı bekliyordum. Derken hep beraber dışarı çıktık. Beklemediğim bir hamleydi bu, zaten 2 saat önce çıkmıştık sokağa, e yemek saatim de geldi, ne diye şimdi dışarı çıkıyoruz ki? Ama çok sorgulamadım, sevindim tabii. Dışarı çıkmak güzel bir aktivite sonuçta.

Bir anda kendimi arabada buldum :( Aaaaaggggghhhh yine mi :((((

10 dakika sonra da Veteriner Hekimim Filiz ablanın oradaydık. Filiz abla ve yardımcıları beni çok seviyor ama buraya her gelişimizde başıma bir iş geliyor. Genelde de iğne oluyorum, o yüzden epey işkil işkil vaziyette kuyruğumu kıstırarak ıkına sıkına içeri girdik, yani girdim. Sahiplerim gayet rahattı, hatta beni avutmaya çalışıyorlardı. Sonra Filiz ablayla konuştular, beni içeri aldılar ve masanın üzerine yatırdılar. Filiz ablanın yardımcıları korkmamam için bana sarılıyor ve seviyorlardı ama kalbim küt küt atıyordu. Sanırım bu arada altıma da kaçırdım korkudan :(((


Meğer röntgen filmim çekiliyormuş. Hem karın bölgesi hem de sahiplerimin isteği üzerine ciğer filmim çekildi. Sahiplerimin dediğine göre çabuk yoruluyormuşum. Evde biraz oynayınca, özellikle top at/getir oyununda, 5-6 kereden sonra nefes nefese kalıyorum. Bu durum biraz endişelendirmiş sahiplerimi.


Sonuç 1 : Karın gölgesi filminde midem davul gibi çıktı. Çorap mideme lök gibi oturmuş. Su da içmiştim tabii üzerine iyice şişmiş midem. Sanırım hala midemde olması ve bağırsaklara geçmemesi iyi olmuş, öyle anladım. Yoksa bağırsaktan çorabı çıkarmak için ameliyat olmam gerekebilirmiş. Bu iyi haberin üzerine tipik, yine iğne olduk 2 tane :( bu iğneler beni ve kaslarımı gevşetip rahat kusmamı sağlamak içinmiş.

Sonuç 2 : Akciğer filmi çok parlak çıkmadı. Hatırlarsanız "ilk pati..." yazımda barınakta çok kötü üşüttüğümden bahsetmiştim. Ağır bir hastalık geçirmiştim. Ciğerlerimde bu hastalıktan izler kalmış. Ciğerlerimin bazı bölümleri işlevini iyi yapamıyormuş hatta bazı kısımlar hiç oksijen alamıyormuş. Filiz ablanın dediğine göre normalde böyle bir film çok ağır grip olmuş bir köpekte görünürmüş. Benim iyi halim böyleymiş. O yüzden de kendime çok iyi bakıp üşütmemem, hasta olmamam gerekiyormuş, yoksa normalden daha da ağır geçirirmişim hastalığı. Ve bu da tabii kalbim için de iyi olmazmış. Odadaki herkesin yüzü çok üzgün görünüyordu. Ama sahiplerim bana daha da çok sarıldılar. Sana çok iyi bakacağız merak etme dediler. Filiz abla da memnun oldu daha 9 aylıkken bu durumu fark etmemize. İlerisi için ve takip için çok önemli, iyi oldu dedi. Bu durumda biraz şımarmayı düşünüyorum. Önümüzdeki kış polar kıyafetler, montlar, hatta belki patikler isteyeceğim sahiplerimden :))))

Arabayla eve dönerken midem bulandı yine. Gevşetici iğnelerin etkisini şöyle anlatabilirim. Normalde midem bulanıp da kusmak istediğimde, birkaç kez öörk ööörk diye tatsız ve zulüm olan öğürtüler olurdu. Bu sefer aha kusacam yine galiba dedim ve bbööööyk diye midemde ne varsa (%90'ı çorap) bir anda kasmadan çıkıverdi. Bizimkiler bu duruma pek sevindi. Bu da ayrıca garip göründü. Ben orada fenalaştım, kustum bizimkiler heyooo diye nidalar attılar. Ama sanırım bunun nedeni baş aktör "çorap" idi.

Kıssadan hisse : çorap kaçırmamalıyız, kemirmemeliyiz ve yutmamalıyız :) Ders aldım mı? Bakalım, göreceğiz. Ama sanırım sahiplerim bu konuda daha dikkatli olacaklar bundan sonra.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder